featured-image-2193
media-bitmeyen-sevda-chapa

Mesele oldukça ciddi ve dikkat çekicidir, soru aynen şöyle; Avrupa 27 ülke ve ayrıca bir çok aday ülkeyle çok normal ve şeffaf ilişkiler yürütüyorken, neden Türkiye ve Azerbaycan la, sorunlar yaşıyor veya neden biz bir türlü anlaşamıyoruz?

Bu konu öncelerde Din faktörüne bağlanıyordu, hatta Avrupa birliğinin Belçika Brükselde ki, merkez binasının,
Bâtiment Berlaymont (Schuman) Haça benzediğini bile iddia edenler çoğunluktaydı, peki bu doğru muydu?

media-batiment-berlaymont-binasi

Bence hayır, neden hayır olduğunu şimdi anlatmaya çalışayım; Türkiye Avrupa birliği ile ilk antlaşmasını  ikinci Dünya savaşından hemen sonra ve Avrupa birliği sadece 3-5 üye ile yeni başlama çalışmalarına dayanmakta,  Avrupa Birliği 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması’yla Avrupa Ekonomik Topluluğu adı altında doğdu. Türkiye 1959 yılında bu topluluğun bir parçası olmak için başvuruda bulundu.

Görüldüğü gibi 1959 yılından beri Türkiye Avrupa Birliğinin kapısında beklemede ve bu 64 yıllık sürede Türkiye bir arpa boyu yol alamamıştır.

Bu arada Avrupa 27 ülkeyi bünyesinde birleştirmiş ve Dünya’nın, üçüncü süper gücü olmayı başarmıştır!

Türkiye siyasi arenasına göre, bunlar hristiyan birliği ve o nedenle bize sıcak bakmıyorlar, bizi kendi bünyelerine almak istemiyorlar veya o nedenle biz Avrupa ya uyum sağlayamıyoruz.

Peki bu gerçek mi? Hayır değil. Avrupa ikinci Dünya savaşından büyük yaralarla ve ekonomik çöküntü ile çıkarken, Avrupa birliği ülkeleri ( Genel olarak Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika) yeniden yapılanması ve ekonomi sıkıntısından kurtulmak için, insan gücü olarak, Türkiye den, insan gücü alma baş vurusu yaptı ve yapılan bir ikili ilişkiler sözleşmesi ile, Türkiye resmi yolla binlerce vatandaşını Avrupa ya iş gücü olarak gönderdi! 30 Ekim 1961 tarihinde Federal Almanya Cumhuriyeti’nin başkenti Bonn’da imzalanan Almanya – Türkiye İşgücü Antlaşması ile gerçekleşecek olan işçi göçünün hukuki temeli atılmıştır.

Demek ne imiş? Bu işin altında yatan asıl gerçek, Din faktörü değilmiş!

Hatta bu gün Avrupa ülkelerinde bir çok ülkede o tarihte giden ailelerin çocuklarının, Belediye Başkanı, Bakan, Millet vekili ve bir çok kurumun en yüksek vazifelerinde çalıştığı gerçeği varken, bu din faktörünün tamamı ile yanlış bir düşünce olduğu net görülmektedir.

Azerbaycan’a, gelince, Azerbaycan Avrupa birliği ile ilk temasını 1990 yılında Bağımsızlığını aldıktan 6 yıl sonra, tahmini 1996 yılında, imzalamış  (benim de bu Antlaşma sırasında Azerbaycan Brüksel Büyükelçiliğinde çalıştığım tarihe dayanır) Azerbaycan da  27 yıldan beri Avrupa Birliği ile bir türlü ilişkilerini normal bir zemine oturtamamış!

Yani anlayacağınız ” İki Devlet Bir Millet” Anlayışı  burada çok net kendini gösteriyor.

Bence artık bu olayın gerçeklerini aramanın zamanı gelmiş ve geçmektedir, bırakın bu sürede üye olmayı veya serbest dolaşım hakkı kazanmayı, Avrupa bu sürenin sonlarında, yani günümüzde normal insani vize ve seyahat hakkımızı bile engeller duruma gelmiş ve bizi üçüncü, hatta dördüncü ülke durumuna koymuştur.

Bu arada ise İki kafkas ülkesi Ermenistan ve Gürcistan çok ciddi ilerleyişler kayıt etmekte.

media-bitmeyen-sevda-chapa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler