featured-image-2813
media-bitmeyen-sevda-chapa

media-ben-vesikalik-yeni

Bülent Gürçam Editör

43 Yılı geçkin bir süre yaşadığım ve hala yaşamakta olduğum Avrupa yaşantımda, çok değişik sektörlerde olmamın yanı sıra, uzun yıllar gazetecilik ve bir müddet de diplomasinin tam ortasında bir ömür geçirdim.

Türkiye Avrupa birliğinin sınırlarına dahil olması prosesinde sanırım 1960 yıllarda başların da başlamıştı.

Yarım asırlık bir bekleyiş vardı Avrupa birliğinin kapısında, ama diğer taraftan gerek Devlet kanalıyla ikinci Dünya savaşı sonrası, gerekse de kendi imkanlarıyla iş gücü olma amacıyla binlerce insanımız bu Avrupa ülkelerine yerleşmişti.

Önceleri pek dikkate veya kale alınmayan bu göç, 3 cü, hatta dördüncü nesli devrini yaşamakta ve şu an Avrupa ülkelerinde (Genellikle orta Avrupa olarak bilinen, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya, vs…) Milyonlarca İnsanımız yaşamakta.

Bu insanlarımızın işte 3 cü ve hatta dördüncü nesil çocukları bu ülkelerin siyasi ve idari sistemlerde önemli roller almaktalar.

Türkiye de Gurbetçi diye adlandırılan fakat Avrupa da, o ülkenin vatandaşı veya çifte vatandaşlığı almış milyonlarca insanımız, Türkiye’nin yarım asırdır kapısında beklediği o Avrupa birliğinin Parlamenterlerini seçecek veya bir çok Vatandaşımız Avrupa parlamentosunda göreve gelecek.

Tahminim şu anda belki de yüze yakın adayımız var ve bunlar diğer üye 27 ülke ile aynı hak ve hukuk ile bu seçimde hem oyunu kullanacak hem de aday olup Avrupa parlamentosunda millet vekilli sıfatı ile oylamalarda kararlarda söz hakkı sahibi olacaktır.

Pek hal böyle olunca, bu durumun Türkiye’mize bir faydası olacak mı? Veya Türkiye bu gücü kendi lehine çevirebilecek mi? Veyahut; Türkiye ye bu bir fayda sağlayacak mı?

İşte bu nokta da eminlikle söylemek isterim ki, Türkiye bu gücü hiçbir zaman kullanamadı, Dünya da Adı Diaspora olarak bilinen, fakat Türkiye de bu Gurbetçi olarak adlandırılan gücü, Türkiye hiçbir zaman kendi lehine çeviremedi, sadece ve sadece din eğitimi, dil eğitimi, desteği verdiği, yıllarca ekonomik menfaat sağladığı bu gücü, hiçbir zaman manevi güce çeviremedi, bunları organize edemedi, bu gücü kendi lehine çeviremedi, budan bir güç oluşturamadı.

Şimdilerde Avrupa da bir heyecandır devam ediyor ve 9 Haziran 2024 günü, Avrupa yeni parlamenterlerini seçecek.

İşte bu kritik ve önemli seçimde, Türkiye kendi İnsanlarını yönlendiremiyor, yıllarca Türkiye ye haksız muameleler yapan Avrupa’nın siyasi oluşumlarını kendi insanına anlatamıyor ve onların bu siyasi güçlere ağır bir ders vermesini planlayamıyor.

Buna Dünya literatüründe LOBİ faaliyeti deniyor ve bunu Dünyanın çok ülkesi açık ve seçik bir şekilde yaparken Türkiye bu gücü hiçbir dönemde kullanamadı.

Dedim ya Sadece Din dersi ve dil eğitimine destek verdiği ve yıllardır ekonomik gücünden faydalandığı bu gücü, siyasi bir desteğe veya LOBİ gücüne çeviremiyor.

Şimdilerde yüzlerce insanımız çeşitli siyasi güçlerden ve hemen hemen 27 Avrupa ülkesin tamamında, Avrupa parlamentosu seçimlerinde oy kullanacak, aday olacak ve birçoğu da büyük ihtimal Avrupa Parlamentosunda görev alacak, ama bu gücün yıllardır olduğu gibi yine Türkiye ye hiçbir faydası olmayacaktır.

Türkiye bu günler de, harıl harıl Yeni anayasayı tartışıyor, bir çok profesör, siyasi figür, partiler ve basın, varsa yoksa yeni anayasa, ama bana sorarsanız yeni anayasadan daha önemli bir durum 9 Haziran da yapılacak Avrupa parlamentosu seçimleri ve bu seçimlere ciddi rol oynayacak ve bizim ülkemizin gelecek de ki ciddi Avrupa Birliği yolunda, karar mekanizmasında yer alacak Gurbetçilerimiz.

Türkiye ve Türkiye’de bulunan tüm siyasi gurupların önceliği bu olmalıydı, hala geç değil, Siyasi partiler yurt dışı temsilciliklerini derhal harekete geçirmeliler, görüşmeler yapılmalı, insanımız bu seçimler için bilinçlendirilmeli, yol gösterilmeli ve bu güç lehimize çevrilip, güçlü bir LOBİ aracına dönüştürülmeli.

media-bitmeyen-sevda-chapa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Haberler